Sağlık ve Yaşam Bilimleri Dergisi
Latest Publications


TOTAL DOCUMENTS

33
(FIVE YEARS 6)

H-INDEX

1
(FIVE YEARS 0)

Published By Istanbul Kultur University

2687-248x

2021 ◽  
Vol 3 (1) ◽  
pp. 85-90
Author(s):  
Tülay Sönmez

Amaç: Bu çalışma üniversite öğrencilerinin beslenme alışkanlıkları ve Akdeniz diyetine uyumlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nde eğitim gören, tesadüfi yöntemle belirlenmiş 739 gönüllü öğrenciye yüz yüze görüşme tekniğiyle anket formu uygulanmıştır. Bireylerin Akdeniz diyetine uyumları PREDİMED ölçeğiyle değerlendirilmiştir. Toplam puanı ≤5 puan olanlar kötü, 6-9 puan geliştirilmeli, ≥10 puan alanlar iyi olarak sınıflandırılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan erkek ve kadın bireylerin beden kütle indeksi (BKİ) değeri ortalaması 24.0±3.4 ve 21.8±3.3 kg/m2’dir (p<0.05). Erkeklerin toplam PREDİMED puanı 7.4±1.9 iken kadınların 7.8±1.9’dur (p>0.05). PREDİMED testinden alınan toplam puana göre kötü, orta ve iyi derecede puan alan bireylerin oranı sırasıyla; %11.5, %73.3 ve %15.2’dir. BKİ sınıflaması normal olan bireylerin toplam puan ortalaması zayıf, hafif şişman ve obez olan bireylere göre daha fazladır (p<0.05). Bireylerin vücut ağırlığı, BKİ ve bel çevresi değeri ve ölçek puanı arasında negatif korelasyon bulunmaktadır. Sonuç: Normal vücut ağırlığına sahip bireylerin Akdeniz diyetine uyumları diğer BKİ aralığındaki bireylerden daha yüksektir. PREDİMED testi beslenme durumunun saptanmasında kullanılabilir bir ölçektir.  



2021 ◽  
Vol 3 (1) ◽  
pp. 111-114
Author(s):  
Birgül Ödül Özkaya ◽  
Burak Atar

COVID-19, Dünya Sağlık Örgütü tarafından neredeyse tüm dünyaya yayılması ve binlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olmasından dolayı 11 Mart 2020 de pandemi olarak ilan edildi. Tarih boyunca yaşanan savaşlar, afetler ve salgınlarda olduğu gibi COVID-19 pandemisiyle mücadelede hemşireler, sağlık bakım hizmetleri sunumunda ön cephede yer almıştır. Hemşireler, yaşadıkları tüm güçlüklere rağmen COVID-19 tanılı veya hastalık şüphesi bulunan hastalara özverili bir şekilde sağlık bakım hizmeti vermektedirler. COVID-19 hastalığının kontrol altına alınmasında el hijyeni, sosyal mesafe ve yüzey dezenfeksiyonun ve maske kullanılmasının önemli olduğu bu süreçte, hemşirelerin "enfeksiyonları önleme ve kontrol rolü" kritik önem taşımaktadır. Bu olgu sunumunda COVID-19 pandemisinde ostomisi olan hastanın bakımının önemine değinilmiştir.



2021 ◽  
Vol 3 (1) ◽  
pp. 91-96
Author(s):  
Belçim Ede ◽  
Nurcan Uysal

Amaç: Bu araştırma, Yükseköğretim Kurulu’na bağlı üniversitelerin Hemşirelik Lisans ve Lisansüstü düzeyinde verilen “Evde Bakım Hemşireliği” dersinin öğretimine ilişkin durumu belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2020 yılı içerisinde Yükseköğretim Kurulu’na bağlı olarak eğitim veren hemşirelik lisans ve lisansüstü programlar oluşturmuş olup 113’ü devlet ve 102’si vakıf olmak üzere toplam 215 Hemşirelik Okulu’nun web sayfası incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından oluşturulan soru formu kullanılmıştır. Veriler 1-31 Ocak 2020 tarihleri arasında hemşirelik programlarının web sitelerindeki içeriklerin taranmasıyla elde edilmiştir. Bulgular: İncelenen web sayfalarına göre; hemşirelik lisans ve lisansüstü eğitim veren vakıf ve devlet üniversitelerinin %22,8’inde Evde Bakım Hemşireliği dersinin müfredatta yer aldığı, %77,2’inde yer almadığı belirlenmiştir. Dersin adı, içeriği, amacı, dersin öğrenim çıktıları açısından farklılıklar bulunduğu belirlenmiştir. Programların %2,0’ında zorunlu ders olarak verildiği, %98,0 teorik, %2,0 uygulama saati olduğu belirlenmiştir. Üniversitelerin web sayfalarındaki Bologna Bilgi Paketleri incelendiğinde %75,0’ında dersin amacının açıklandığı, %83.4’ünde öğrenim kazanımlarının paylaşıldığı saptanmıştır. Çoğunlukla bilişsel öğrenim kazanımlarına yer verildiği görülmüştür. Sonuç: Üniversitelerin web sayfalarında yer alan Evde Bakım Hemşireliği dersi incelendiğinde lisans ve lisansüstü düzeyde dersin amaç ve öğrenim kazanımlarında farklılıkların olmadığı saptanmıştır. Dersin psikomotor beceri kazanımları belirtilmesine rağmen uygulamaya yer verilmediği belirlenmiştir.



2021 ◽  
Vol 3 (1) ◽  
pp. 105-110
Author(s):  
Yurdagül Kısa Mencütekin ◽  
Nuran Gençtürk

Diyabet, COVID-19 ile enfekte hastalarda en sık bildirilen komorbiditeler arasındadır. Mevcut verilere göre diyabetik hastalar genel popülasyonla karşılaştırıldığında SARS-CoV-2'ye yakalanma riskinde artışa sahiptir. Öte yandan diyabet, COVID-19'un ciddi ve kritik gelişimi açısından bir risk faktörüdür. Laktik asidoz ve ketoasidoz riskleri nedeniyle COVID-19’lu vakalarda Metformin ve Sodyum-glukoz ko-transporter (SGLT-2) inhibitörleri kesilmelidir. Birden fazla komorbiditesi olan hastalara ekstra dikkat etmek gerekmektedir. İyi beslenme uygulamalarının sürdürülmesi, güvenli fiziksel aktiviteler ve düzenli glikoz takibi teşvik edilmelidir. COVID-19 gelişen diyabetli kişiler, hastalık şiddetli olmadığı sürece rutin ilaçlarına devam etmelidir. Son olarak COVID-19 enfeksiyonu kanıtlanmış hastalarda (pre) diyabet için sistematik tarama yapılması önerilmektedir. Bu derlemede diyabetli hastada COVID-19 hastalığının önemine yer verilmiştir.  



2021 ◽  
Vol 3 (1) ◽  
pp. 97-100
Author(s):  
Betül Koçak ◽  
Aysun Yüksel

Obezite; kas ve iskelet sistemi üzerinde osteoartrit, osteoporoz ve sistemik enflamatuar romatizmal hastalıkları da içeren geniş bir hastalık yelpazesini etkilemektedir. Konu üzerine yapılan çalışmalar, genellikle beden kütle indeksi ile tayin edilen obezite varlığı ile diz osteoartrid prevalansı ve insidansı arasında ilişki olduğunu göstermiştir. Yürüyüş analizi, diz eklemi boyunca yükü azaltmak için kilo kaybının yararlı olduğunu göstermiştir, yaklaşık 0.5 kg ağırlık kaybı, adım başına iki ila dört kat yükte azalmaya neden olmaktadır. Öte yandan obezitenin kemik yapımını artırması ve çözülümünü azaltmasıyla toplam kemik metabolizmasının korunmasına yönelik etkisi, osteoporoz için göz ardı edilmemelidir. Beden kütle indeksiin 25 üzerinde olduğu, normal ağırlığın üzerindeki hastalarda aktif olan hipertrofik adipositlerden adipositokin veya adipokin olarak tanımlanan mediatörler salınmakta, pro-enflamatuar aktiviteleri olan bu adipokinlerin enflamatuar romatizmal hastalıklar üzerine de etkisi bulunmaktadır. Kemik-eklem hastalıklarında obezitenin etkisi göz ardı edilmemeli ve klinik yaklaşımda tedavinin önemli bir parçası olarak yer almalıdır. Bu derlemede obezitenin kas-iskelet sistemi üzerinde oluşturduğu etkilerinin, güncel veriler ışığında incelenmesi amaçlanmıştır.  



2021 ◽  
Vol 3 (1) ◽  
pp. 101-104
Author(s):  
Hale Tosun

Hasta/sağlıklı bireyin fiziksel olduğu kadar, emosyonel yönden de anlaşılması sağlık profesyonellerinin etik duyarlılığının bir göstergesidir. Çünkü duyarlılık, ahlaki yanıtın ayrılmaz bir parçasıdır. Etik sorunu belirleme yeteneği olan “Etik Duyarlılık” etik ilkeler doğrultusunda savunulabilir olmalıdır. Etik duyarlılık etik sorunu çözmek, açıklık getirmek ya da eylemi haklı çıkartmanın yanı sıra etik ikilemi önleme noktasında da son derece önemlidir. Hemşirelik, mesleki felsefe ve bilimsel bir etik yapı üzerine temellendirilmiştir. Etik duyarlılık değer ve mesleki performansın doğasında yer alan alturism ile açıklanabilir. Bu noktada hemşirenin objektif gözlem yeteneği ve empatik yaklaşımı etkilidir. Etik ikilem ya da sorunlar karşısında karar verme sürecinde etik ilkeler doğrultusunda hareket etme, etik duyarlılığın gelişimine bağlıdır. Bu derlemede klinik uygulamada karşılaşılan etik sorunların giderilmesinde etik duyarlılık kavramının hemşireler için önemini vurgulamak amaçlanmıştır.  



2020 ◽  
Vol 2 (2) ◽  
pp. 74-78
Author(s):  
Meral Madenoğlu Kıvanç ◽  
Sevda Türen ◽  
Rahime Atakoğlu ◽  
Cennet Kara Özçalık

Bu çalışmada, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için hemşirenin rolünü ortaya koymak amaçlanmıştır. Sürdürülebilir kalkınma, son yüzyılın en çok kullanılan kavramlarından biridir. Geçtiğimiz 50 yıl içerisinde sürdürülebilir kalkınma giderek önem kazanmış ve çevre sorunları üzerine odaklanmıştır. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri; dünyanın refahını, barışını güçlendirmeyi, yoksulluk ve açlığın giderilmesini aynı zamanda çevreyi korumayı hedefleyen bir eylem planı olarak ortaya çıkmıştır. Bu eylem planı, 2015 yılında Birleşmiş Milletler tarafından dikkate alınmıştır. Birleşmiş Milletler 2030 yılına kadar ortaya konan eylem planındaki 17 hedef ile ilgili çalışmalar başlatmıştır. Bu amaçla uluslar, mevcut politika ve stratejilerinde değişikliklere gitmişlerdir. Örneğin; doğal kaynakları korumak, sağlıkta ihtiyaçları karşılamak vb. sürdürülebilir kalkınmanın hedeflerine erişmede ekip çalışması, iletişim, objektif performans değerlendirme gibi faktörler söz konusudur. Hemşireler, toplum ve çevre sağlığının gelişmesinde önemli role sahiptir. Uluslararası Hemşireler Birliği; sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada hemşirelerden birey, meslek üyesi ve multidisipliner ekibin üyesi olarak yapması gereken sorumlulukları yerine getirmesini beklemektedir. Böylece hemşireler sürdürülebilir kalkınma hedeflerine erişmede değişim ve gelişim ajanı olarak görülebilir.



2020 ◽  
Vol 2 (2) ◽  
pp. 79-84
Author(s):  
Sümeyye Kaya ◽  
Özlem Güzel Polat ◽  
Rana Yiğit

Çocukların büyüme ve gelişmeleri, sağlıklarının sürdürülmesi çevresel koşullarıyla ayrı düşünülemez. Ailesi ve çevresiyle bütün olarak gelişen çocuk, değişen çevre koşulları, travmatik olaylaramaruz kalma, yakınlarını kaybetme gibi durumlardan etkilenebilmektedirler. Mülteci çocuklar bu koşulları en çok deneyimleyen dezavantajlı gruplardan biridir.  Çocukların doğuştan sahip oldukları haklar dezavantajlı gruplar için daha önemli bir hal almaktadır. Çocukla çalışan sağlık profesyonellerinin, çocuk hakları kapsamında mülteci çocukların kapsamlı değerlendirilmeleri ve gelişimlerinin desteklenmesi konusunda sorumlulukları bulunmaktadır.  



2020 ◽  
Vol 2 (2) ◽  
pp. 66-73
Author(s):  
Meltem Pınar Yıldırım ◽  
Burcu Ateş Özcan

Alzhiemer disease, which accounts for 70% of dementia caused by damage to the central nervous system, is a disease formed by combining genetic and environmental factors. In the pathogenesis of Alzheimer's disease, amyloid beta accumulation, Tau proteins, neurofibrillary tangles are involved. Inflammation, oxidative damage, insulin resistance, cholesterol, trace elements, metal exposure, carrying the Apolipoprotein E4 (ApoE) gene are risk factors. It is known that Alzheimer's disease does not occur with aging alone, environmental factors are needed. Although there is no definitive nutritional treatment for Alzheimer's disease, the Mediterranean diet is known to be protective and preventive against risk factors of Alzheimer's disease. The Mediterranean diet, which attracts attention with its rich consumption of fruits and vegetables, moderate consumption of white meat, limited in saturated fatty acids and rich in unsaturated fatty acids, is still popular today. Some changes in gout microbiota can affect Alzheimer's disease. Following a nutritional program that reduces inflammation, protects from free radicals and eliminates factors that increase nutritional amyloid beta accumulation can be protective. In addition to this nutrition program, vitamin and mineral supplements and probiotic supplements are recommended as a preventive for Alzheimer's.



2020 ◽  
Vol 2 (2) ◽  
pp. 57-65
Author(s):  
Solmaz Nurbanu Kılıç

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre obezite, sağlık için vücutta risk oluşturan anormal veya aşırı yağ birikimidir. 1980’li yıllardan bu yana dünyada her kesimi etkisi altına alan obezitenin prevelansı da hızla artmaktadır. Obezitenin oluşumunda bireylerde enerji alımının fazla olması ve fiziksel aktivitenin az olması ana etmenler olarak yer almakla birlikte; genetik yatkınlık, psikolojik ve sosyoekonomik etkenler, yaş, cinsiyet gibi durumlar da obezite gelişimini arttırmaktadır. Ayrıca obezite bütün yaş grupları için risk oluşturmanın yanında birçok hastalığa da yol açmaktadır.  Özellikle kadınlarda daha çok görülmekle beraber, yapılan birçok çalışmada artmış adipoz dokunun vücut içerisinde değişikliklere sebep olarak polikistik over ve infertilite, gebelikle oluşan komplikasyonlar, bazı kanser türleri gibi birçok hastalığa ve soruna yol açtığı belirtilmektedir. Bu derlemede, obezitenin kadınlar üzerindeki etkileri ve sonucunda oluşan problemler üzerinde durulmaktadır.



Sign in / Sign up

Export Citation Format

Share Document